Translate

20 Temmuz 2012





DİJİTAL BELGESEL KÜTÜPHANESİ KURULDU,
SIRA ONLİNE SİNEMADA ! 


BSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nin (BSB) İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) ve Kalkınma Bakanlığı’nın finansal desteğiyle gerçekleştirdiği Türkiye’nin ilk dijital belgesel kütüphanesi Arşivist’te geri sayım başladı…
Arşivist sayesinde 600’ün üzerinde film dijital ortama aktarılarak koruma altına alındı. Şimdi sıra “Online Sinema”da!





Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nin (BSB), İstanbul Kalkınma Ajansı’nın maddi desteğiyle, dağınık halde bulunan binlerce belgesel filmin dijital ortama aktarılması amacıyla kurduğu “Arşivist: Dijital Belgesel Kütüphanesi” adım adım hayata geçiyor. 




Yaklaşık 1 yıl önce yapımına başlanan Türkiye’nin ilk dijital arşiv projesi Arşivist’in final etkinliği olarak 17 Temmuz Salı günü, Pera Müzesi’nde "Dijital Arşivlemeden Internet Yayıncılığına" konulu bir panel gerçekleştirildi. Belgesel Sinemacılar tarafından organize edilen panelde dijital arşivleme ve yayıncılık alanındaki deneyimler paylaşıldı.
  


Panele belgesel sinema dünyasından çok sayıda tanınmış isim katıldı. 




BSB Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Özgen, Arşivist Projesi Koordinatörü Yasin Ali Türkeri, Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat ve Fizy Müzik Servisi Genel Müdürü Levent Erim’in konuşmacı olarak katıldığı panelde "Internet yayıncılığında bir içerik sağlayıcı olarak video arşivlerin önemi, online arşivleme, yayına çıkma, pazarlama ve dağıtımı" gibi birbiriyle ilintili konular tartışıldı.


Panel Arşivist'in anlatıldığı bir tanıtım filmi ile başladı.


YENİ PROJE: SANAL PERDE ONLİNE SİNEMA MERKEZİ
Panelin açılış konuşmasını yapan ve artık Türk sinemasına geniş bir arşiv hediye edebilecek durumda olduklarını söyleyen Hasan Özgen, "Kütüphanemizde 600’ün üzerinde dijital ortama aktarılmış ve servis edilmeye hazır belgeselimiz var. İstanbul Kalkınma Ajansı’na Sanal Perde Online Sinema Merkezi isimli yeni bir proje verdik. Bu proje belgesel, kurmaca, canlandırma ve deneysel gibi sinemanın bütün alanlarını kapsıyor. Arşivist’te olduğu gibi İSTKA buna da can suyu verirse belgesel sinemanın gelişimi için önemli bir adım atılmış olacak. Arşivist sıradan bir toplumsal bellek oluşturma çabası değil, ürettiklerimizin kalıcı şeyler olduğunu görmemizi sağlayan bir proje, yeni bir gelecek tasarlama merkezi” dedi.   




60 SANİYEDE 600 VİDEO YÜKLENİYOR
Yüzü aşkın yapımcı, yönetmen, sinema emekçisi ve akademisyenin bir araya geldiği panelde
yeni medya konusu da değerlendirildi. 



Dijital arşivlemeden sonraki adımın yeni medya yayıncılığı olması gerektiğine işaret eden Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat, “Günümüzde sosyal medya bir yaşam alanı olarak kullanılmaya başlandı. Yeni medya sadece yayıncılık, sosyal medya ve internet olarak algılanmamalı. Video paylaşım sitesi olan YouTube’a 60 saniye içinde 600 tane yeni video yükleniyor. 2 milyon 300 bin internet kullanıcısı var. Bunların 1 milyonu blog takipçisi, 901 milyonu Facebook üyesi. Her yerden her zaman iletişim isteği arttığı için akıllı telefonlara talep yükseliyor. İki günlük veri tüketimi 600 Gigabyte. Her iki kullanıcıdan biri videolara yöneliyor. Bu da 185 bin DVD’ye karşılık geliyor. YouTube’un ayda 800 milyon ziyaretçisi var ve 3 milyar saat video izleniyor. 30 binden fazla kurum burada kanal açmış durumda. Her dakikada bir, toplam 72 saat uzunluğunda video yükleniyor” dedi.

 




Üretilmiş her tür eserin hakkının ödenmesi ve telif haklarının korunması gerektiğine işaret eden Fizy Müzik Servisi Genel Müdürü Levent Erim ise müzik kanalı olan Fizy’nin 22 milyon tekil kişiye ulaştığını ve dakikada 16 bin kullanıcıya hitap ettiğini belirtti.

 
*
 Arşivist
Öncelikle Türkiye’de belgesel sinemanın ilk dijital görsel arşivini oluşturarak belgesel sinemaya ilgi çekmeyi ve belgesel sinema konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan Türkiye’nin ilk dijital belgesel kütüphanesi Arşivist’in; BSB üyelerinin belgesel filmleri ile dağınık arşivlerde bekleyen en az 3.000 belgesel filmi koruma altına almak, uluslararası yayıncılık ve dağıtım sektörleriyle entegre bir iletişim altyapısı oluşturmak, amatör ve profesyonel belgeselcilere araştırma kolaylığı sağlamak, yaratıcı insan gücü yetiştirmek, pazarlama, satış ve dağıtım mekanizmaları oluşturmak, fikri mülkiyet haklarının önemine dair model oluşturmak gibi pek çok hedefi bulunuyor. Geçen yıl temmuz ayında çalışmalarına başlanan Arşivist, aynı zamanda Türkiye’deki belgesel sinema çalışmalarının uluslararası dağıtım sistemine entegre olması yönünde önemli bir adım niteliği taşıyor. 


*
BSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği

Belgesel filmlerin görünürlüğünü artırmak, tanıtımını kolaylaştırmak, kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarımını sağlamak, çalışma alanındaki zorlukları azaltmak amacıyla kurulan Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB), 1997 yılının Mart ayında yapılan Ulusal Konferans ile örgütlenme sürecine girdi. “Sivil bir platform” olarak yola çıkan ve faaliyet gösteren BSB, ‘Meslek Birliği' statüsünde varlığını sürdürüyor. İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir ağırlıklı olmak üzere tüm Türkiye'deki Belgesel Sinemacılara ulaşan BSB’nin, 3.000 filmlik bir arşivi bulunuyor. BSB, ‘aktif katılım ve aktif üyelik' temelinde, başta sinema alanında eser sahibi olan bağımsız yönetmenler, müzisyenler, senaryo-metin yazarları ve animatörler olmak üzere,  üniversite öğretim üyeleri, TRT ve özel televizyon belgeselcileri gibi geniş bir üye yelpazesi ile etkinliklerine devam ediyor.



* 
Fotoğraflar: Serdar Güven
17 Temmuz 2012

*





10 Nisan 2012

TÜRKiYE’NiN iLK SiRKi
iSTANBUL’DA




Başakşehir Onurkent’te kurulan sirk çadırında gösterilerine başlayan Atlas Sirki, ip canbazlığı, ateşbazlık, sihirbazlık, madrabazlık gibi “Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamındaki” seyirlik sanatların yeniden canlandırıldığı geleneksel sirk gösterisi ile özellikle çocukların ve ailelerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.




Projenin sanat yönetmeni ve Türkiye’nin ilk sirk okulunun da kurucusu olan tiyatro sanatçısı Servet Yalçın sirkin önemini şöyle anlatıyor: “Bize, binyıllara varan bir kültür birikiminden miras kalan geleneksel gösteri sanatçıları ve ip canbazları, tamamen gerçek kahramanlardan oluşan bir eğlence kültürünün baş aktörleriydi. Onlar aslında yaşamımızın gizli kahramanları, isimsiz emekçileriydiler. Canıyla oynayan bu gerçek kahramanlar değişen eğlence anlayışı içinde yok olmaya yüz tutan sanatlarını 1970’li yıllardan itibaren sonlandırmak ve canbazhanelerini birer birer kapatmak zorunda kaldılar. Kaybolan bu sanatlar üzerine toplanan belge, bilgi, minyatür, gravür ve eski fotoğraflardan yola çıkılarak oluşturulan “Atlas Sirki - Seyirlik Sanatları Gösterisi” modern toplumda geçmişle geleceği birbirine sanatla bağlayan kültürel bir köprü görevi görüyor.” 



 Uluslararası üne sahip bir kadrodan oluşan sirkte Türkiye’nin son ip cambazı, 64 yaşındaki Dr. Özdemir Turan da yer alıyor. Asıl mesleği diş hekimliği olan Turan aynı zamanda yönetmenliğini Serdar Güven’in yaptığı “Canıyla Oynayanlar” adlı belgesele de konu olmuştu.


Yok olmaya yüz tutan geleneksel seyirlik sanatları tüm İstanbul halkına tanıtmak için yola çıkan sirkin bir amacı da çoğu Avrupa ülkesinde çocukların gelişiminde özel bir yeri olan ve Türkiye’de yeni nesil sirk sanatçıları yetiştirmeyi hedefleyen bir okul açmak.





Başakşehir Olimpia alışveriş merkezinin otoparkına kurulan sirk çadırında her akşam saat 18.30’da,19.30’da ve 20.30’da tekrarlanan birbirinden ilginç ve eğlenceli gösterileri 15 Nisan Pazar gününe kadar izlemek mümkün.


  

Ayrıntılı bilgi ve sirk ziyaret için:
 Servet Yalçın
Atlas Sirki
Sanat Yönetmeni
G:531 716 60 91







4 Nisan 2012

BELGESEL SİNEMA

BENİM ÇOCUĞUM

Çocukları lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel veya travesti olan bir grup aile ‘BENİM ÇOCUĞUM’ isimli belgesele yapım sürecinde destek vermek için bir kampanya başlattı. Hedefleri, kitle fonlama yoluyla bağış toplayarak filmi bitirmek!


2008 Yılında LİSTAG (LGBTT Aileleri İstanbul Grubu) adı altında bir araya gelen anne babalar Benim Çocuğum / My Child isimli belgesele konu oluyor.



Muhafazakar, homofobik ve transfobik toplumda, ebeveyn, aile ve aktivist olmanın zorluklarını yaşayan, şiddete uğrayan, ayrımcılığa maruz kalan aileler, ilk kez gerçek isimlerini kullanıp yüzlerini gizlemeden kamera karşısına geçtiler. Ancak, çocuklarının cinsel yönelimlerini öğrendikten sonra yaşadıkları zorlukları, mücadelelerini ve dayanışmalarını anlattıkları filmin tamamlanabilmesi için maddi ve manevi desteğe ihtiyaç duyuyorlar.




Yönetmenliğini öğretim görevlisi ve bağımsız belgeselci Can Candan'ın üstlendiği filmin çekimlerine haziran ayında başlandı. 



Bu belgeselin seslerini daha geniş kitlelere duyurmalarına, toplumsal değişime ve lezbiyen, gey,
biseksüel, transseksüel veya travesti (LGBTT) bireylere karşı şiddetin sona ermesine büyük katkısı olacağına inanan aileler filme destek olmak amacıyla bir kampanya başlattılar. 
Filmin çekim bütçesindeki açığı kapatmak amacıyla başlatılan kampanya 9 Nisan'da sona erecek.  


Kitlesel fonlamayla bağış toplanacak
Belgesel aracılığıyla çocuklarının cinsel yönelimlerini, cinsiyet kimliklerini öğrendikten sonra neler yaşadıklarını, dayanışmalarını tüm samimiyetleriyle paylaşacak olan aileler, “kitlesel fonlama” yöntemiyle bağış topluyorlar. İnternet üzerinden toplanan bu bağışlar 10 dolar gibi cüzi rakamlardan başlıyor. Filme dileyen herkes “az” yada “çok” demeden bağışta bulunabiliyor. Filme katkı sağlayanların isimlerini ya da bağış miktarını açıklamaları gerekmiyor.

Aralık 2011’de başlatılan kampanyaya bugüne kadar 20 ülkeden 200’ü aşkın kişi destek verdi. 9 Nisan’da son bulacak olan kampanyaya www.listagfilm.com adresindeki IndieGoGo bağlantısı aracılığıyla katkıda bulunmak mümkün.

Bağışta bulunmak için
Film hakkında bilgi edinmek için: www.listagfilm.com
Dokuz dilde hazırlanan duyuru metni için: http://listag.wordpress.com/
Facebook sayfasını ziyaret için:  http://www.facebook.com/listagfilm?sk=info

FİLMİN KÜNYESİ
 Yönetmen: Can Candan
Yapımcılar: Gökçe İnce, Ayşe Çetinbaş, Can Candan
Ortak Yapımcı: H. Metehan Özkan
Görüntü Yönetmenleri: Melisa Önel, Oğuz Yenen
Yönetmen Yardımcısı: Boysan Yakar
Proje Danışmanları: H. Metehan Özkan, Mehmet Tarhan







DENGBÊJLER İSTANBULDAYDI


SESE BİÇİM, HAYATA RENK VERİYORLAR!




Dengbêj sese biçim, hayat ve renk veren anlamına geliyor. Denbejlerin seslerini kullanarak yarattıkları eserlere ise "kılam" deniliyor.  



Geleneksel Kürt sözlü edebiyatının bir parçası olan kadın dengbêjler, kadınlarla ve depremzedelerle dayanışmak için 6 Mart’ta İstanbul’dalardı.


Beyoğlu, Fındıklı, Maçka ve Kadıköy’de sahne alan Kürt ozanlar, kültürel bir hazineyi Van’dan İstanbul’a taşıdılar.


Van Kadın Sanatçılar Derneği (Komela Jinen Dengbêj), 2010 yılından bu yana Türkiye’nin doğusundaki kadın sanatçıları güçlendirmek, karşılaştıkları sosyal, kültürel ve ekonomik zorlukları aşmalarına yardımcı olmak, dengbêj geleneğini sürdürmek üzerine çalışıyor. 



Derneğin kurucusu Gazin Abla ile depremin hemen ardından Van'da yürüttüğümüz çalışmalar sırasında tanıştık. 


Kadın Sanatçılar Derneği (Komela Jinen Dengbêj), depremin yarattığı fiziksel ve psikolojik sıkıntılara rağmen çalışmalarına devam ediyor. Ancak depremde yıkılan dernek binasının yeniden açılması, zarar gören enstrümanların onarılması ve öngörülen aktivitelerin gerçekleştirilmesi için desteğe ihtiyaç duyuyorlar.


İstanbul’un iki yakasında gerçekleştirilen konserlerden elde edilen gelirle dernek binası onarılıp kırılan enstrümanlar yenilenecek. 




Kadın dengbejler bu ay tekrar İstanbul'a gelecekler... 


Van'la Dayanışma Konseri

Tarih: 6 Nisan, Cuma 

Yer: Boğaziçi Üniversitesi, Güney Kampus Öğrenci Otoparkı
Saat: 18.30
Bilet: ücretsiz, ama Van için bağış bekleniyor...
Konuk sanatçılar: Bandista, Burhan Berken, Grup Tanura, Bajar, Gölgedekiler
**
Tarih: 8 Nisan, Pazar 
Saat: 20.00
Yer: Esenkent Şark Sofrası 
Bilet: 25 TL
Konuk sanatçılar: Bahoz Midyat, Mehmet Sönmez




Van Kadın Sanatçılar Derneği
Mail: kadinsanatcilar.der@gmail.com 
Facebook: KADIN SANATÇILAR - DENGBÊJLER
Tel: 0538 885 25 20



"ÖMRÜMÜN ASFALTI" ÖZGÜR DEMİR'DEN "İZLER" BIRAKACAK!


Özgür Demir’den
“İZLER”

İlk solo albümü 'İzler'i, SRS Müzik etiketiyle 2010 yılı sonunda yayınlayan Özgür Demir, sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Ömrümün Asfaltı’ isimli şarkısına klip çekti. Yönetmenliğini Kamil Aydın’ın üstlendiği klibin nisan ayında gösterilmesi planlanıyor.


Yılların birikimini İzler adını verdiği albümüne aktaran Özgür Demir, ilk klibini sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Ömrümün Asfaltı’ isimli şarkısına çekti. 



Çekimleri İstanbul’da gerçekleştirilen klip Kutsal Damacana, Herkes Mi Aldatır?, M.A.T, Aynadaki Düşman filmlerinin yönetmeni Kamil Aydın’ın imzasını taşıyor.



Daha önce İbrahim Tatlıses, MFÖ, Bulutsuzluk Özlemi, Murat Göğebakan gibi pek çok sanatçıyla çalışan Kamil Aydın’ın yönetiminde gerçekleştirilen çekimler 10 saat sürdü. 


27 Mart Salı günü, kapalı alan sahne performansı şeklinde gerçekleştirilen çekimlerde Özgür Demir’e, Hüseyin Sarısaltıkoğlu gitarıyla, Merve Nuvasil klarnetiyle, Tuncay Korkmaz mızıkasıyla, Bahadır Ceyhan ise cahonu ile eşlik etti. 


Yorgun kulakları dinlendirme vakti!
SRS Music aracılığıyla çıkarılan ve kaydı Stüdyo Çimen’de yapılan albüme ‘Büyük Adam Küçük Aşk’, ‘Işıklar Sönmesin’, ‘Hollywood Kaçakları’, ‘Mem û Zin’ gibi filmlere yaptığı müziklerle pek çok kez ‘en iyi müzik ödülü’ne layık görülen Mazlum Çimen bil-fiil destek verdi. 


15 şarkıdan oluşan albüm yaklaşık 150 saatlik stüdyo çalışması sonucunda ortaya çıktı. Müzik yönetmenliğini ve aranjörlüğünü Uğur Yılgın’ın üstlendiği İzler albümünün grafik tasarımı Hande Ünver, fotoğraflar çekimleri ise Arif Kıran tarafından gerçekleştirildi.



Uzun yol arkadaşları
Özgür Demir ilk albümünde kendisine eşlik eden müzisyenleri “uzun yol arkadaşları” olarak tanımlıyor. Sanatçıya vokalde Filiz Can eşlik ederken, klasik-akustik-elektro-perdesiz gitar ve tamburda Hüseyin Sarısaltıkoğlu, bağlama, buzuki ve lavtada Muhterem Sur, klarnet, cajon ve kavalda Uğur Yılgın, mızıkada Tuncay Korkmaz, kemanda Kerem Çelik, perküsyonda Cevat Akbulut, çelloda Özer Arkun, akordeonda Gökhan Özkan, trompette Birkan Irmak, keyboardda Osman Tolga Bedir ustalıklarını sergiliyor. 


Eski bir dostun sesini duymak gibi…
Usulca etkisi altına alıp, yüreğinizde ‘izler’ bırakacak olan albüm, farklı enstrümanların kullanıldığı, tamamen akustik parçalardan oluşuyor. Bazı parçalarda, çello ve akordeonun varlığını hissetmek eski bir dostun sesini duymak gibi geliyor. Müzisyen Tuncay Korkmaz’ın üflediği mızıkaysa dinleyicisini alıp başka diyarlara götürüyor…