Translate

26 Mart 2014

Kürtaj haktır

KADINLARDAN KÜRTAJ YASAKÇILARINA
OY YOK!

Kürtaj hizmetinin erişilebilir ve ücretsiz olması, kürtaj servislerinin yeniden açılması, 10 haftalık yasal sürenin 12 haftaya çıkarılması gibi talepleri bulunan Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, bugün yazılı bir açıklama yaparak hükümete taleplerini hatırlattı. Kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceklerini açıklayan platform üyeleri, 28 Mart Cuma günü bütün kadınları mor giyerek ya da mor aksesuarlar takarak sokağa çıkmaya çağırdı.
Çeşitli illerde geniş katılımlı eylemler, kürtaj kampanyaları gerçekleştiren ve 40'tan fazla bileşeni olan Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, seçime sayılı günler kala kürtajın gizlice yasaklandığı bilgisi kamuoyunda yaygınlaşınca AKP hükümetine taleplerini hatırlatmak amacıyla yazılı bir açıklama yaptı. “Birçok devlet hastanesinde kürtaj yapılmazken, bakanın ücretsiz kürtaj hakkı bir yalandan ibaret değil de nedir? Kürtaj hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceğiz!" diyen platform üyeleri, bütün kadınları 28 Mart Cuma günü, mor giyerek ya da mor aksesuarlar takarak sokağa çıkmaya çağırdı.

Kürtaj yasasına dokunmayan ancak, bu süreçte fiili yasaklara ve engellemelere devam eden AKP hükümetine oy vermeyeceklerini açıklayan platform üyeleri, yaptıkları yazılı açıklamada ücretsiz, sağlıklı, güvenli doğum kontrol ve kürtaj hizmeti sağlanmadığı, kürtajın yasaklandığı ve doğum kontrolü sadece kadınların üzerine yıkıldığı müddetçe kadınların ölüme terk edilmiş olacaklarına dikkat çektiler. Türkiye'de kürtaj hizmeti veren kamu hastanesi sayısının giderek azaldığını, 17 milyon nüfusa sahip İstanbul'da sayılı hastanede kürtaj yaptırılabildiğini vurgulayan platform üyeleri şu açıklamalarda bulundu: "Doğum kontrol yöntemlerini kolay erişebilir, ücretsiz ve yaygın olarak sunmak devletin görevidir. Doğum yapılan her hastanede kürtajın da yapılması gerekir. Hükümet bu hizmeti vermek zorundadır. Hükümeti imzaladığı uluslararası sözleşmelere uymaya çağırıyoruz! Kadının sağlığını tehdit eden durumlarda bile yapılması zorunlu kürtajlar için üç hekim raporu isteniyor. Bunun gibi baskıcı yöntemler, iznin bakanlık tarafından verilmesine kadar vardırıldı. Kadınların yaşamı bizzat Sağlık Bakanlığı uygulamalarıyla tehdit ediliyor. Kamu hastanelerinde kürtaj yaptıramayan kadınlar sağlıksız, niteliksiz koşullarda ve yaşamlarını hiçe sayarak kürtaja razı gelmek zorunda kaldılar. Sağlık Bakanlığı, dünyada etkili ve kadınlar için daha az yıpratıcı bir yol olan “tıbbi düşük yöntemi” için 2000 yılından beri yürütülen çalışmaları yok saydı. Yetmedi, bu ilaçları piyasadan toplattı. Oysa aynı ilaçlar, kadınların doğumları sırasında da hayati öneme sahip. AKP’nin aile politikaları üzerinden şekillenen kadın bedeni ve cinselliğini denetleme siyaseti, kadınların doğurup doğurmama, anne olup olmama gibi kendi yaşamlarını belirleyen bir konuda karar almalarının önünde bir engel oluşturdu. Kadınlar gebelik testlerinden başlayarak takip edildi, gebeliklerin sürdürülmesi konusunda psikolojik baskı uygulandı, cinsel yaşamları devletçe izlenir oldu. Sezaryen kararını da kadına ve hekime bırakmayıp bakanlıktan idare ettiler. AKP politikaları nedeniyle ölecek kadınların yasını tutmadan bugün haykırıyoruz. Kürtaj yasakçılarına oy vermiyoruz!" Kadınların doğum kontrol yöntemlerine ücretsiz olarak erişme hakkı olduğunu açıklayan platform üyeleri, ayrıca kürtajı engelleyen kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyleyip yasadışı eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarını da talep ettiler.

Tecavüz durumlarında kadınların kürtaj isteği yeterli sayılsın!
Isparta’da tecavüz sonucu hamile kalan Nevin Yıldırım, istemediği çocuğu doğurmak zorunda kalmış dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise “tecavüz gebeliklerinde doğursunlar devlet bakar” açıklamasında bulunmuştu. Tecavüze uğrayarak hamile kalan ve kürtaj olmak istemiyle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran 16 yaşındaki F.T.'nin talebi de mahkeme tarafından “Anne yönünden sorun yaratmadığı ve başka bir zorunluluk hali olmadığı” gerekçesiyle reddedilmişti. Türkiye'de kürtaj yasası 20 haftaya kadar kadının kürtaj olmasına olanak tanırken, tecavüz travması yaşayan kadınlar, savcı izni gerekçesiyle süre aşımına uğratılıyor ve kürtaj yaptıramıyor. Tecavüz durumlarında, kadınların kürtaj olmasının önüne mahkeme kararıyla engeller konulması nedeniyle kadınlar istemedikleri çocuğu doğurmak zorunda kalıyor. Bu nedenle platform üyeleri tecavüz durumlarında kadınların kürtaj isteğinin yeterli sayılmasını istiyor.

Ne olmuştu?
Türkiye'de kürtaj 1983’den beri yasal olarak uygulanırken, 2012 yılından itibaren hükümet tarafından adım adım engellenmeye başlandı. Önceleri kürtaj ve doğum kontrol hizmetleri ücretsiz olarak verilirken AKP hükümeti tarafından sağlık paralı hale getirildi, kadınların ihtiyaçlarında kısıntıya gidildi ve kadınların doğum kontrolü ile kürtaj hizmetlerine doğrudan ulaştıkları AÇSAP’lar kapatıldı. Hükümetin doğum kontrol ilaç ve yöntemlerini gerçek ihtiyacı karşılamayacak şekilde azaltması nedeniyle birçok kadın “prezervatif kalmadı”, “doğum kontrol hapları haftaya gelecek” gibi nedenlerle aile sağlığı merkezlerinden eli boş dönmeye başladı. Önce ikna odaları kurmayı planlayan, sonra kürtajın yasaklandığı bilgisini yayan AKP hükümeti gebelik fişlemesi gibi yöntemlerle kadınların gözlerini korkuttu. 01 Mayıs 2013'te çıkarılan sağlık uygulama tebliği içinden tıbbi tahliye hanesi tamamen kaldırılarak kürtaj, ödemesi yapılacak bir sağlık hizmeti olmaktan çıkartıldı. Bu durum kürtaj yaptıran sınırlı sayıda hastanenin devreden çıkmasına yol açtı. Kürtajın gizlice yasaklandığı bilgisi kamuoyunda yaygınlaşınca kadınların tepkisinden çekinen AKP hükümeti kürtajı tekrar ücretsiz sağlık kapsamına almak zorunda kaldı. Sağlık Bakanlığı iki gün önce “tıbbi bir hizmet bile değil” dediği kürtajı hemen ertesinde Sağlık Uygulama Tebliği’ne (SUT) ekledi.

KADINLAR HÜKÜMETTEN NE İSTİYOR?
  • Kürtaj hizmeti kamu hastanelerinde kadınlar için erişilebilir olmalı.
  • Kürtaj servisleri yeniden açılmalı.
  • Kamu ve özel hastaneler kürtajda 10 haftalık yasal süreye uymalı ve yasal süre 12 haftaya çıkartılmalı.
  • Evli kadınların gebeliklerini sonlandırmak istedikleri durumlarda eşlerinden izin istenmemeli.
  • Bütün sağlık kuruluşlarında doğum kontrol hizmeti ve kürtaj hizmeti veren birimler oluşturulmalı.
  • Tıbbi düşük seçeneği de dahil olmak üzere her kadın duygusal ve fiziksel zorluk yaşamadan nitelikli, sağlıklı koşullarda ücretsiz kürtaj hakkına erişebilmeli.
  • Kadınları doğurmaya zorlamak için yapılan baskılara, gebelik testi ile kadınları izlemeye, mahremiyet ihlallerine son verilmeli.
  • Sezaryen kararı başbakanın değil kadının ve hekimin kararı olmalı.
  • Tecavüz durumunda oluşan gebeliklerde kadının beyanı esas alınarak, isteği halinde gebelik sonlandırılmalı.
 İKNA ODASI: http://www.youtube.com/watch?v=jfrOr_yPBn4


SÜRE: http://www.youtube.com/watch?v=VZrv8V1xfrE


ERKEKLER KORUNSUN: http://www.youtube.com/watch?v=Ak3AYFLJcQo


SUÇLU: http://www.youtube.com/watch?v=pjy9iFTVvlE


Ayrıntılı bilgi ve röportaj talepleri için:
Mehtap Doğan: 535 740 84 98  

VİDEOLAR İÇİN:

KÜRTAJ HAKTIR KARAR KADINLARIN PLATFORMU


13 Mart 2014

Berkin Elvan bir varmış, bir yokmuş...


Uçurtman bizlere emanet!


Berkin Elvan, 16 Haziran 2013’te  polisin attığı biber gazı fişeğiyle yaralandı.


Gezi Direnişi sırasında evinden ekmek almak için dışarı çıktığında başından vurulan Berkin, 269 gün boyunca uyudu...


Küçük Prens, 269 gün tedavi gördüğü Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde üç ameliyat ve çok sayıda operasyon geçirdi.



6 Mart’ta geçirdiği epilepsi krizinden sonra durumu günden güne ağırlaştı. 



Ertesi gün duran kalbi 20 dakika süreyle çalıştırılamadı. 



Daha sonra yaşam destek ünitesine bağlandı. Beyin fonksiyonları ağırlaştı, iç organlarına zarar vermeye başladı.

Minik kalbi 12 Mart'ta ikinci kez durdu ve sabah saat 07.00 sıralarında hayata gözlerini yumdu.



15 yaşındaki lise öğrencisi, 12 Mart'ta aramızdan ayrıldı.


Vurulduğunda 45 kiloydu, öldüğünde 16…



Hrant için insan seli Osmanbey'den Samatya'ya akmıştı. 
Berkin için Okmeydanı'ndan Şişli'ye uzandı…



İstanbul'daki cenaze törenine onbinlerce kişi katıldı. Ankara'da, Edirne'de, Sivas'ta, Malatya'da, Dersim'de, Roboski'de ve daha nice yerde halk sokaklardaydı. O akşam Berkin'in, Ethem'in, Ali İsmail'in, Medeni'nin, Abdullah'ın, Ahmet'in, Hasan Ferit'in, Mehmet'in katilleri de aramızdaydı. 





"Çocuklar uyuduğunda sessiz olunur, öldüğünde değil!"


KATİL VAR!
BERKİN ELVAN
ALİ İSMAİL KORKMAZ
AHMET ATAKAN
HASAN FERİT GEDİK
ABDULLAH CÖMERT
MEHMET AYVALITAŞ
ETHEM SARISÜLÜK
MEDENİ YILDIRIM







Berkin Elvan 15'inde bir fidan






GÜLE GÜLE ÇOCUK…


Kişi kötü demeyelim, işi kötü diyelim. 
Bağışlamak en büyük emek.


Ya Allah, can kıblesine döndük.
Sana yakarıyoruz.
Hakk’a yürüyen can senin aşığındır.
 Sen canansın, o can. 
Şimdi canı, bedenini terk etti; bedeni toprağa dönecek, canı ise sana.


Pir Ali, mürşit Muhammed ve Ehl-i beyt yüzü suyu hürmetine üçler, beşler, yediler, onikiler, ondörtler, onyediler ve kırklar bize yardımcı olsun, yol göstersin.

Hakk’a yürüyen canımızın arkasından yaptığımız bu helallik tören gönül defterine kayıt edilsin, silinmesin hatırlansın.



Erenler, canlar, dostlar, yarenler
Yüzümüz yerde, özümüz dâr’da
Elimiz bağlı, yüreğimiz dağlı
Gözümüz yaşlı, bağrımız ateşli
Yaşam bitimli, acılar bitimsiz.
Yer anamız, gök atamız

Doğada doğduk, topraktan var olduk
Bir tende can bulduk, bir bilinçle özgür olduk
Kişi kötü demeyelim, işi kötü diyelim
Bağışlamak en büyük emek
Emeğiniz varsa bağışlayın
Toprak ana bir canı bağrına basıyor.


Ateş külde söner, acı yürekte diner.
Acı paylaşıldıkça azalır, 
Sevgi paylaşıldıkça çoğalır.
Acılar azalsın, sevgiler artsın.
Kinler bitsin, dostluklar pekişsin.
Yeni yaşamlarda yeni çiçekler yeşersin.
Allah kalanlara uzun esenlik dolu yaşam versin. Erenlerin, evliyaların ruhu sinsin.

Hacı Bektaş Veli, Hatayi Sultan, Pir Sultan ruhunu pak etsin






8 Mart 2014

İFK'dan kınama


8 MART'TA SOSYALİST ERKEK ŞİDDETİ!

12. Feminist Gece Yürüyüşü'nde polisten şiddet beklerken Kaldıraç grubundan erkeklerin fiziksel ve sözlü şiddetine uğradık. Kaldıraç, Mücadele Birliği, Partizan ve EKA yaptığımız bütün uyarılara rağmen bize alanı açmadılar. Bayraklarını indirip aramızdan çıkmaları konusunda ısrarcı olduğumuz, kendilerinden destek talep etmediğimiz halde kortejimize gidip "yoldaşlarımızla dayanışıyoruz" saçmalığıyla bize kendilerini dayattılar. Erkekler 12 yıldır gerçekleştirdiğimiz 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü'nde bile kadınlar üzerinde baskı yarattılar, hakimiyetlerini kurmaya çalıştılar, sözlü ve fiziki şiddet uyguladılar. Bu yüzden aylardır hazırlandığımız ve büyük bir coşkuyla başladığımız eylemimizi sonlandırmak zorunda kaldık. İstanbul Feminist Kolektif olarak hazırladığımız açıklamayı aşağıda paylaşıyorum:



İSTANBUL FEMİNİST KOLEKTİF'TEN KINAMA:

Feministler olarak 12 yıldır 8 Mart’ta patriyarkaya, erkek şiddetine, cinsiyetçiliğe, heteroseksizme, kapitalizme, militarizme, emperyalizme ve savaşa karşı kadınlar ve translar olarak Taksim’de feminist gece yürüyüşünü düzenliyoruz. Aylar önce feministler olarak çağrısını yaptığımız ve örgütlenmesi için çalıştığımız yürüyüşümüze bu yıl da binlerce kadın katıldı. Galatasaray’da başlattığımız yürüyüşümüz büyük bir coşkuyla, sloganlarımızla devam etti.

AKP hükümeti geçen 1 Mayıs’tan bu yana Taksim’de yapılan eylemlere polis şiddetiyle müdahalede bulunuyor. Gezi direnişi günlerinden beri toplumsal muhalefetin Taksim’deki eylemlerine gazla, suyla, copla saldırmaya devam ediyor. Bugün de Fransız konsolosluğu önünde Taksim’e girişi kestiklerini gördük.

Feministler olarak polis barikatının önüne geldiğimizde biz gelene kadar eylemsiz biçimde barikat önünde duran kadınlı erkekli sosyalist gruplar (Kaldıraç, Mücadele birliği, Partizan, EKA) öncesinde yaptığımız uyarılara rağmen bize alanı açmadılar. Bu durum kimi sosyalist grupların bir politik hareket olarak feminizmin mücadelesini ve örgütlenmesini meşru görmeyen yaklaşımlarının en açık ifadesidir. Bu grupların eylemsiz olarak polis barikatı önünde beklerken, feminist kortejin gelmesiyle polise karşı eyleme geçmelerini siyasi etiğe uygun bulmadığımız gibi toplumsal hareketin devlet karşında dayanışmacı bir tutum sergilemesi fikrinden de tümüyle uzak buluyoruz. En kötüsü de bu grupların eylemimizi engellememeleri yönünde yaptığımız uyarılara hakaret ve fiziksel şiddet uygulayarak yanıt vermeleri oldu. Kaldıraç grubunun bayraklarının inmesini isteyen kadınlar ve LGBT bireylere, Kaldıraç grubundan erkekler fiziksel şiddet ile karşılık verdiler. 8 Mart’ta erkek devlet şiddetine karşı yürürken kimi sosyalist erkeklerin şiddetiyle karşılaşmamız tarihe bir kayıt olarak geçti. 
Daha kötüsü eylemimize müdahale eden bu grupların bizim eylem komitesi olarak bu durum nedeniyle eylemi sonlandırmak zorunda kalışımızın ardından bayraklarını toplayarak ve sessizce geri çekilmeleri oldu.

8 Mart’ta bile alanları kadınlara bırakmayan, feminizmi meşru bir politik hareket olarak görmeyen, hiçbiri siyasi etiğe girmeyen tutum ve davranışlar sergileyen bu grupları kınıyoruz. Bu vesileyle erkek egemenliğine karşı haklı mücadelemizi her yerde sürdüreceğimizi bir kez duyuruyoruz.


İstanbul Feminist Kolektif / 08.03.2014

fotoğraflar: fatih kaynak